Bozcaada Ekonomik Toplumsal Ve Fiziksel Çevre Analiz Çalışması

Ekim 27, 2010
By

Planlama Ön Raporu

Prof.Dr.Mine İnceoğlu, Prof. Dr. Necati İnceoğlu

Bu rapor çok sayıda Ada’lı ile yapılan görüşmeler sonucu ve onların katkılarıyla hazırlanmıştır.

PLANLAMA İÇİN BAZI DÜŞÜNCELER

Bozcaada bir doğal ve kent sit,  tarımsal niteliği korunacak alan olarak tescil edilmiştir. Bu iki önemli husus; “doğal sit” olma özellikleri ve “korunacak tarımsal alan” kavramı planlamanın yol göstericileridirler.

Son yıllardaki gelişmeler, korunacak tarımsal alanların, tarım amaçlı konut adı altında inşa edilen, ama tarım amacıyla hiç bir ilgisi olmadığı bilinen ikinci konut-tatil konutlarıyla tahrip edildiğini göstermektedir. Çünkü  bu konutlar tarımsal amaçla kullanılmadığı gibi inşaat nedeniyle bağlar sökülmekte ve tarımsal alanlara büyük zararlar verilmektedir. İkinci konut-tatil konutu etkinliğinin Ada’ya ekonomik katkısı inşaat faaliyetlerini hızlandırma dışında fazla değildir. Gelişmeler bu yönde ve bu hızla giderse çok da uzak olmayan bir gelecekte Ada tatil konutlarıyla kaplı büyük bir mahalleye dönüşecektir.

Ada’nın ada oluşunun başlı başına bir değeri vardır. Bu nedenle Ada planlamasında kent planlamalarında uygulanan bölgeleme yaklaşımı sakıncalıdır. Böyle bir yaklaşım Ada’nın farklılıkları bir arada içeren zengin imajına uymayacaktır. Ayni anlayışla, Ada’da ayrı bir turizm bölgesi düşünülmesi sakıncalıdır. Böyle bir tavır turisti yerel halktan koparır.  Yerleşmeleri, içine kapalı oteller bölgesine dönüştürür. Ada turizmi Ada’nın kendisiyle birlikte yaşamalıdır. Aynı şekilde bir şarap fabrikaları bölgesi de şarap üretimini kimliksizleştirip sıradanlaştıracaktır.

Ada’nın bağcılık ve şarapçılıktan sonra gelen diğer önemli aktivitesi turizmdir. Ada’nın sınırlı kaynakları taşıma kapasitesi ve sürüdürülebilirlik kavramlarını öne çıkarmaktadır. Giderek artan turizm faaliyeti, çevreye daha duyarlı olduğu bilinen “eko turizm-alternatif turizm- bireysel turizme” yönlendirilmelidir. Şu anda Ada’da olmayan yürüyüş yolları, bisiklet yolları, seyir noktaları ve bazı özel menziller planlanarak bireysel ve eko turizm öne çıkarılmalıdır. İkinci konut-tatil konutları ise çok kısa bir dönem için kullanıcı çekmekte ve Ada Ekonomisine katkısı sınırlı kalmaktadır.

Gelecekte nasıl bir Ada görmek istendiği önemli bir karardır. Bu kent imajlı mı? yoksa bağların hakim peyzaj unsuru olmaya devam edeceği doğal ağırlı mı olacaktır? Bu gözle bakıldığında Poyraz Limanı’ndaki yeni yerleşmelerdeki bulvar tarzı yollar Ada kimliğiyle bağdaşmamaktadır.  Ada’yı bilinen  şehirlerden biri gibi yapmaya çalışmak mevcut kimliğine ve ayrıcaklı konumuna zarar vermektir. Bu nedenle doğal sit planlamasının kırsal peysaj planlamasıyla desteklenmesi yararlı olacaktır.

Bozcaada’da geçmişte yapılan dolgularla deniz geriye itilmiş ve yerleşme denizden uzaklaşmıştır. Bu nedenle herhangi bir şekilde dolguya gidilmemelidir.

Ada’nın güney ve doğusundaki çevre yolu sahilleri spekülasyona açık kılmıştır. Diğer bölgelerde sahillerde yol planlanmamalı, Ayazma’dan sonra çökmüş olan bölüm ise tamamlanmadan bırakılmalıdır.. Sahile inişler ise Akdeniz’deki İspanyol, Fransız ve Yunan Adalarında görüldüğü gibi sahile dik noktasal inişlerle sağlanmalıdır. Şu andaki sahil ulaşımı yeterli görülmektedir

Kırsal alanlara su elektrik, telefon gibi alt yapı götürülmesi buradaki ikinci konut-tatil konutlarının yapımını teşvik etmektedir. Bu nedenle kırsal- tarım alanlarının doğal niteliğinin korunabilmesi için Ada Merkezi dışındaki kırsal-tarımsal alanlara alt yapı götürülmesi sınırlandırılmalıdır.

Daha önceki planlamalarda tarımsal yönden daha zengin olduğu bilinen vadi tabanları için koruyucu bir karar alınmadığı için ikinci konut yerleşmeleri vadi tabanı dahil nerede boş arsa bulursa orada yerleşmektedir. Vadilerin ve vadi tabanlarının korunarak yerleşmelerin daha niteliksiz toprağı olan yamaçlara, tepe çizgisini aşmayacak tarzda olması düşünülmelidir. Bu nedenle mikro çevreler düşünülerek, yerinde tespitlerle bir çalışma yapılmalıdır.

Ada’daki ünik değerler, ada ve adalı olmanın bilinci Ada vizyonunun temel öğesidir. Elbette belirli bir gelişme önlenemez ama önemli olan Ada’ya dışarıdan gelenlerin kentsel ağırlıklı beklenti ve kültürü değil, Ada’da yıllardan beri var olan yerli toplumun yapısı ve üretimidir.

BOZCAADA KİMLİĞİ’NİN TEMEL ÖGELERİ

Ada’da kamu oyunu oluşturan çeşitli kimselerle yapılan kapsamlı görüşmelerde Bozcaada kimliğinin temel ögeleri olarak; Cumhuriyet ve Alaybey Mahallelerindeki farklı doku ve mimari karakter, özgün bağ peyzajı, Ada’ nın dalgalı ama sert iniş çıkışları olmayan bir topoğrafyası, şarapçılk ve bunların getirdiği görsel zenginlik  öne çıkmıştır.

Büyük ölçüde azalmış olmakla birlikte Ada’da hala kültürel farklılıklar ve bunun mimariye yansıyan izlerini görmek mümkündür. Bu farklılıkların ve bunların getirdiği zenginliğin korunması Ada kimliği yönünden önem taşımaktadır. Bu nedenle özellikle Alaybey Mahallesindeki organik stürüktürün korunması gerekir.

Ada’nın işaret – simge noktaları (Landmark) olarak tanımlanabilecek Boztepe gibi doğal, Liman, Camiler, Kilise, çoğu yıkılsa bile bir kısmı hala ormanların içinde görünen kır kiliseleri gibi her yerden görünen ve bir referans noktası teşkil eden yapısal unsurları bulunmaktadır. Küçük bir ada için bir hayli zengin olan bu unsurlar,  “negatif landmark” diyebileceğimiz Liman’dan görünen yamaçlardaki lojmanlar tarafından bozulmaktadır. Bu lojmanların cepheleri iyileştirilerek ve çevreleri ağaçlandırılarak negatif etkileri olabildiğince azaltılmalıdır.

Ada’daki yöresel mimari yapı kültürü duvar, yapı ve boşluktan oluşmaktadır. Kentsel referanslar ise parçalılık,  çeşitlilik, renk sadeliği (büyük ölçüde beyaz ve ahşap kaplama), tek ve iki katlının birlikte kullanımı, ışık gölge etkileri, kiremit çatılı örtüler olarak özetlenebilir. Ada içindeki farklılıklara karşı, bağlar daha homogen karakterlerli bölgeleri oluşturur.   Adanın ulaşım-bağlantı düzeni ise son derece rasyonel bir şekilde ve büyük olasılıkla binlerce yıllık izleri sürerek, Ada merkezinden bağlara doğru uzanır. Batı Feneri-Burnu, Türkiye’de “korunacak Bitki Alanı” olarak belirlenmiş özel noktalardan biridir.

Ada’da uzağa doğru algılamaya imkan veren bakış noktaları “Vistapoint” bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Kale, Boztepe, Eski Salhane önü, Kasaba’nın içinden geçen yolun denize saplandığı nokta ve rüzgar tribünlerinin önündeki Batı Feneri’dir. Özellikle Batı Feneri güneş batımları için oraya gelenlerin yarattığı ritüelle çok az yerde bulunan bir toplu paylaşma geleneğine kavuşmuştur. Bu ve gene ritüele dönüşmekte olan bağ bozumu şenliği geleneğinin korunması gerekir.

Ada’nın topoğrafyasına da bağlı olarak yatay bir karakter hakimdir. Vadiler, yamaçlar, tepelerdeki ormanlar bu yatay karakteri vurgular. Yukarıda Landmark olarak tanımlanan  Kale, Minareler, Kilise kulesi, Boztepe, Rüzgar tribünleri ise bu yataylık içinde uyumlu birer düşey simge elemanlarıdır. Bu yatay ve düşey dengesi Ada imajında önemli bir yer tutar. Kentsel ve kırsal estetiği bu denge korur.

BAĞLAR  ve ŞARAP ÜRETİMİ

Ada’nın geçmişlle en güçlü bağlarını bağcılık kurmaktadır. Bu ada’da binlerce yıldan beri bağücılık ve şarapçılık yapıldığı bilinmektedir. Bağcılık ve şarapçılık bir anlamda Ada’nın tarımsal hafızasıdır.

Ada’da bağlar ve şarapçılık turizmi desteklemektedir. Ama turizmin bağları desteklediğini söylemek güçtür.  Sürdürülebilir turizm için bağlar ve bağcılık zorunludur. Ada’daki bağlar yok olmaya başlar ya da azalarak peyzajdaki baskın niteliğini kaybederse ada turizmi de nitelik değiştirecek, ikinci konut ağırlıklı ya da Marmara Adaları’ndakine benzer bir başka kimlik edinecektir.

Marka olmaya yönelik kaliteli şarap üretimi basit bir sanayi süreci gibi düşünülemez. Bu nedenle şarap üretimini bir fabrikasyon, üretilen yere de fabrika demek doğru değildir. Şarap üretimi, girdi olarak üzümü, çıktı olarak şarabı tanımlı, ama aradaki oluşum süreci sürprizlere açık bir sanatsal olgu olarak düşünülmelidir.

Ada’nın temel ekonomik kaynaklarından biri olan şarap üretim tesisleri bu yüzyılın başındaki onlarla ifade edilen sayılardan  beşe düşmüştü. Son yıllarda şarap üretiminin hem kalite hem de sayı olarak artmaya başlaması sevindiricidir. Adayı ziyaret edenlerin başlıca uğrak yerlerinden biri bu tesislerdir. Bunda kuşkusuz Ada şaraplarındaki kalite yükselişinin, Ada’nın medyadaki duyurularının da katkısı büyüktür.

  1. Şarap üretim tesislerinin bir basit sanayi ürünüymüşler gibi bir araya bir sanayi bölgesinde toplanmaması gerekir. Böyle bir yaklaşım tesisleri kimliksizleştirir, sıradanlaştırır. Bu tesislerin kendi yarattıkları özel çevrelerde, tadım yapılabilecek şekilde, bağlarla bütünleşerek bir şato anlayışı içinde planlanması gerekir. Fransa’daki, İtalya’daki ya da ABD’de Napa Vadisindeki örneklere bakıldığında bağ ve şarap üretiminin birlikte olduğu görülür. Bu ülkelerde tesisler bir araya toplanmamıştır.
  2. Ada içindeki şarap tesisleri Ada kimliğinin bir parçası haline gelmiştir. Bunların merkez dışına taşınması düşünülmemelidir. Bu tesislerin genişlemesi halinde bile tadım ve kısmi üretim buralarda devam etmelidir.

YAPILAŞMA KOŞULLARI

Mevcut durumdaki yapılaşma koşullarının öncelikli şartı olan  tek katlı-seksen metre kare maksimum bina büyüklüğü Ada peyzajının korunmasında bir ölçüde katkı sağlamıştır. Sınırlamanın bu ölçülere indirilmesinden önce inşa edilmiş iki katlı yapıların doğa ile bütünleşemedikleri, ağaçlarla örtülemedikleri görülmektedir. İkinci kat binanın zeminle ilişkisini koparmakta, Ada’da pek çok bitki türünün yavaş büyümesi nedeniyle ağaçlar ikinci katı örtememektedir. Meyilli arazilerdeki iki kat ise hafriyat nedeniyle hem arazinin doğal yapısını bozmakta hem de istinat duvarlarıyla daha sert bir görünüm vermektedir. Kırsal alanlardaki tek kat koşulu korunmalıdır.

Binaların taşla inşa edilmesi de teşvik edilmektedir. Ancak taş duvarlar yığma olarak uygulandığında seksen metrekarelik bina çok küçülmekte, mal sahipleri de yığma taş duvar yerine yapıştırma taşı tercih etmektedirler. Böyle bir uygulamanın taşın doğal niteliklerine ve genel estetik kurallara uygunsuzluğu açıktır. Bu nedenle;

  1. Yığma taş duvar yapıldığında ölçü duvar aksından alınabilir. Böylece yapımcılar yığma taş duvar konusunda teşvik edilecekler ve yapıştırma taşın getirdiği yapaylığın önüne geçilecektir.

Bağlarda minimum 1500 m2 de yapılan evler; “sit alanında tarım amaçlı,” koşuluyla yapılmaktadır.  Bunların birkaçı dışında hepsi, yazın birkaç hafta kullanılan, bunu dışında boş kalan “tatil konutları-ikinci konutlardır” İkinci konut olgusunun çevreyi ne hale getirdiğini görmek için Küçükkuyu- Ayvalık sahil şeridine, Kuşadası çevresine bakmak yeter. 1500 m2 de ekonomik bir bağcılık yapılamayacağı bilinmektedir. Bu nedenle kırsal alanlardaki en küçük arsa büyüklüğünün, bağcılık için daha makul bir büyüklüğe çıkarılması düşünülmelidir.

  1. Bu yolla işlenmediği için terkedilmekte olan bağlar  birleştirilerek bağ tarımına uygun hale getirilebilir. Çok büyük bağlarda ise konutlar için konulmuş olan alan sınırlaması çok az yükseltilerek bütünleşmeler teşvik edilebilir. Bu yolla bir ölçüde Ada bağlarının yapı arsasına-yapı parseline dönüşmesinin önüne geçilebilecektir

Peyzaj değeri yüksek olan alanların tümüyle korunması düşünülmelidir. Zira yapılan tatil evleriyle tarımsal alanlar “bahçeli evler mahallesine” dönüşme eğilimi göstermektedir.

Yapılaşma koşulları düşünülürken tasarımcıya ve mal sahibine çok ağır sınırlamalar getirmek mimarlığın modern çizgisinin zorlanmasına neden olmaktadır. Örneğin Ada’nın merkezi dışında pencere boyutu sınırlaması gibi kısıtlayıcılar monoton, tekdüze, birbirinin kötü birer kopyası izlemini veren bir mimarlığı ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle çok sıkı sınırlamalar yerine bir referans sistemi ve tasarım rehberi oluşturulabilir. Bu rehber yol gösterici, teşvik edici, tarihe gerekirse anlamsal göndermeler yapan unsurları içermelidir.

Merkezdeki yapı karakteri kırsal alandaki dam-ahır tipinden farklıdır. Bu farklılık kentsel strüktürde ve konutların biçimlenmesinde ortaya çıkmaktadır. Alaybey Mahallesi ile Cumhuriyet mahallesinin sokak dokusu ve yapı tipolojisindeki bu faklılık korunmalıdır.

  1. Ada kimliğinin temel öğelerinden bir diğeri bir hayli iyi korunmuş sokak dokusudur. Yalnız binaların değil bu dokunun da korunması gerekir.  Bu doku imaj yönünden bir hayli zengindir. Bu nedenle görsel karmaşaya sebep olacak ve dokuya yabancı “yapay elemanlardan oluşan siding” gibi kaplamalardan kaçınılmalıdır.

Adanın kırsal alanlarındaki yol şebekesi tarımsal amaçlar için yeterli görünmektedir. Bu nedenle kırsal alanlarda yeni yol açmak, her parsele yol götürmek yapılaşmayı ve arsaların parçalanmasını teşvik eder. Kırsal alanlardaki yol şebekesi korunmalı ikinci konuta yönelik yeni yol şebekesi oluşturulmamalıdır. Yolların  iyileştirilmelerinde kenarlarındaki bitki örtüsüne, ağaçlara zarar verilmemeleri, onlara kimlik kazandıran izlerine uyulmalıdır. Zorunlu genişletmelerde ise temel kriter Ada ölçeği olmalıdır.

Ada’nın Anadolu’ya bakan yamaçlarındaki kıraç alanlarda yapılaşma koşulları farklı olabilir. Ama bu alanlarda yapılacak konutlarda en büyük tehlike monotonluğa götürecek “tek tip”leşmedir.

1.Yanyana gelecek konutlarda farklı tiplerin kullanılması,  araziye uyum sağlamak amacıyla kademeli yerleşme, ve kitlelerin hantallığını önleyecek, ışık gölge oyunlarına izin veren parçalılık öngörülmelidir.

Şu nokta unutulmamalıdır. Bir tarım arazisi ya da bağ her zaman ve kolaylıkla imara açılabilmekte konut arsasına dönüşebilmektedir. Ama  bir konut arazisinin tarım alanına dönüşünün örneğine rastlanmaz. Bir diğer deyişle bu dönüşüm bağların ve tarım alanlarının aleyhine tek yönlüdür.

Ada’daki peyzajın genel görünümü bağların ve vadileri saran alçak yükseltilerdeki ormanların oluşturduğu yatay elemanlara dayanır. Bu nedenle Ada peyzajı için yatay bir peyzaj denebilir. Bu önemli özellik yapılaşma koşullarına yansıtılmalı, yapılaşma dili mutlaka kentsel olanla değil doğal olanla ilişki kurmalıdır. Merkez dışındaki yapılaşmada referans olarak alınması gereken özellikler,  yataylık, parçalılık, sakinlik ve sadelik olmalıdır.

Yapılaşma konusunda söylenmesi gereken bir söz de hiç bir yapı malzemesinin dışlanmamasıdır. Ölçülü kullanıldığı taktirde, cam, çelik ya da ahşap çağdaş teknolojiyi yansıtan sonuçlar getirebilir. Ada içinde çevresel referanslar daha güçlüdür. Burada mevcut doku ve yerel mimarinin etkisi önemlidir. Ama merkez dışında sorun teknoloji ya da malzeme tercihi değildir. Önemli olan ölçek ve referans olarak doğanın kullanılması ve tipleşme ve monotonluktan kaçınmadır.

TURİZM, TAŞIMA KAPASİTESİ-SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK VE EŞİKLER

Bozcaada’da turizm, biraz da ulaşımın güçlüğü ve özel konumu nedeniyle, Türkiye’nin Bodrum, Marmaris, Kapadokya, Pamukkale-Hierapolis gibi yörelerinse göre bir hayli geç başlamış, bu geç başlama da plansız turizme dayalı bozulmayı geciktirmiştir.

Turizm gelişmeleri ile ilgili çok bilinen, neredeyse klasik haline gelmiş  bir kuram vardır. Buna göre turizm yönünden çekici öğelere sahip yöreler, önce, öncü diyebileceğimiz, çevreye saygılı, onun değerlerini korumayı amaç edinen ve çevreye olumlu katkıda bulunan bir gurup tarafından keşfedilmektedir.Birinci gurubun o yöreyi tanıtmasındaki olumlu çabalar, o yörenin küçük çapta bireysel turizme açılmasını sağlamakta, buna bağlı olarak pansiyonculuğa dayalı bir turizm gelişmeye başlamaktadır. Bu aşamada yöreye gelen sınırlı sayıdaki ziyaretçi yörenin kısıtlı kaynaklarını zorlamamakta ve herhangi bir bozulmaya neden olmamaktadır.

Yukarıda söz edilen öncülerin ve ilk turistlerin, doğal ve bozulmamış buldukları çevreyle kurdukları ilişki ve edindikleri olumlu izlenimleri, o yörenin ulusal ve uluslar arası boyutta tanıtılmasında teşvik edici olmakta ve üçüncü aşama diyebileceğimiz turizm patlamasını başlatmaktadır.

Bu aşamada gelen turist artık kitle turizminin bir üyesidir. Çevreyle kurduğu ilişki, öncelikle yararlanmaya ilişkindir. Gittiği yörenin standartlarına değil, evindeki standartlara bağlıdır ve o standartları gittiği yörede arar ve oraya taşır. Örneğin yörenin suyu sınırlı bile olsa o, günde birkaç defa duşunu alacaktır ya da suyu sınırlı bir yörede evinin bahçesini çimenle kaplayıp, kendi bireysel konforu için, o sınırlı yer altı  suyunu hoyratça tüketmekten çekinmeyecektir. Bu tür turistin çevreyle ilgisi kendi konforuyla sınırlıdır. Kaynakların tükenmesi ya da çevrenin bozulması konusunda sorumluluk taşımaz. O bir ziyaretçidir, gelir, yararlanır, gider. Bu olguya, yani, “turizm çeken özelliklerin-değerlerin gene turizm tarafından yok edilmesi” olgusunun çok sayıda örneğini ülkemizde yaşadık, yurtdışında da yaşanmaktadır. Sonunda turizm bu yörelere geldiği hızla belki de daha hızlı ve arkasında tahrip olmuş bir çevre bırakarak o yöreyi terk ediyor, yeni yerlere yöneliyor.

Bu değerlendirmeler ışığında Bozcaada’nın korumaya yönelik olarak şu tartışma yapılabilir. Bozcaada yukarıda ortaya konan turizm gelişme sürecinin hangi noktasındadır? Planlamanın temel öğeleri neler olmalıdır? Planlama süreci nasıl bir süreç sonucu oluşturulmalıdır? Bozcaada kimliği, onun ayırt edici özelliği nelerdir? Ne tür bir turizm hedeflenmektedir vb.

Bu suallerden birincisi ile başlanırsa,  Ada’da turizm yönünden birinci ve ikinci aşamanın geçildiği, üçüncü aşamanın, yani kitle turizmine bağlı bozulmanın eşiğinde-başlangıcında olunduğu söylenebilir. Bu yönden planlama için, doğru plan verileri ve kararları üretilebilirse uygun bir zamanda bulunulmaktadır.

Ada’nın bir ucundan diğerine yürünebilecek kadar küçük bir yer olduğu, içme ve kullanma suyunun dışarıdan geldiği, sınırlı yer altı sularının çimen sulama  gibi gereksiz nedenlerle tükenmekte olduğu, özgün kent dokusu nedeniyle yaz aylarında bugün bile trafik sorunu yaşandığı, kurulmakta olan kanalizasyon sisteminin yalnız kasaba merkezine hizmet verebileceği, sınırlı uzunluktaki Ayazma plajının belirli sayıda kişiye hizmet verebileceği düşünülmeli; özet olarak kaynaklar yönünden “taşıma kapasitesinin” sınırlarına gelindiği dikkate alınmalıdır.

Taşıma kapasitesi, doğal ve insan yapısı turizm çekim öğelerinin eşik diyebileceğimiz

bir kullanma üst limiti olduğu bunun üzerinde ise kaynakların bozulmaya başlayacağı düşüncesine dayanır. Taşıma kapasitesi bazı tür turizm karakteristikleri tarafından etkilenir. Onun sosyal, ekonomik profili, kullanma düzeyi, kalış süresi,eylem türü, doyum seviyesi gibi. Bunun yanında topografya, flora, gidilen yeri ekonomik ve sosyal stürüktürü, ve turizm politikalaları da diğer etkenler arasında sayılabilir. Bir bölge turizme açıldı mı oradaki kaynaklar tüketilmeye başlanır. Bu etkinler sonucu çevre değişmeye başlar. Bu değişimin miktarı ise turizmin aktivitelerine ve sayısal değerlerine bağlıdır.

Suyun, toprağın, havanın kirlendiği bir yörede turizm tehlikeye girer. Bunun yanında böyle bir kirlilik olmadan da görsel kalite kaybolduğu bir durumda örneğin geleneksel-yerel mimariyi yok eden çarpık bir yapılaşma da turizmi tehlikeye düşürür. Bu nedenle Bozcaada turizmine diğer deniz-kum-güneş yöre turizmlerinden farklı özgün ve tekil bir durum olarak düşünmek gerekir. Bu bütüncül yönüyle de bozulmalara karşı daha hassastır.

Ada için ayrı bir turizm bölgesi düşünülmesi çok sakıncalıdır. Bilindiği gibi bu ölçekli planlamalarda zoning sakıncalı bulunmaktadır. Böyle bir yaklaşım turisti yerli halktan izole etmekte ve içine kapanmasına neden olmaktadır.

Ada’nın turizm sezonu, Türkiye’nin güney bölgeleri ile karşılaştırıldığında bir hayli kısadır. Turizm sezonu temmuz ve Ağustos aylarında yoğunlaşmakta ve giderek azalmaktadır. Bunun nedeni Ada turizminin hala ağırlıklı olarak tatil-deniz amaçlı olmasıdır. Bu sezonu uzatmada, eylül ağında yoğunlaşan bağ bozumu aktiviteleriyle bağcılık, ve herhangi bir sezona ya da aya bağlı olmayan şarap tadım etkinlikleri, alternatif turizmin doğa gezileri, bitki incelemeleri gibi faaliyetleri etkili olabilir.

Ada’nın geleneksel olarak Bağ-üzüm ve şarap adası olduğu unutulmamalıdır. Bugün de Adaya kimlik kazandıracak, onu herhangi bir yer olmaktan kurtaracak olan etkinlik bağcılık-şarapçılık olarak görülmeli ve bütün üst yapı buna göre tasarlanmalıdır.

Turizmin diğer öğesi olan deniz ve kumsal başka yerlerde de alternatifi vardır. Turist bir gün daha sakin, ekonomik ya da cazip bir yer bulduğunda denize dayalı turizmi terk eder. Bunun örnekleri çok görülmüştür. Ayni şey ikinci konutlar için de söylenebilir, İstanbul Tekirdağ sahilindeki pek çok tatil konutu- ikinci konut, o sahiller çekiciliğini kaybettiği için terkedilmekte ve kullanıcılar kendilerince daha sakin ve çekici yerlere yönelmektedirler.

Turizmi ayakta tutan sürdürülebilir kılan temel unsur, seçeneği başka yerde olmayan turist çeken öğelerdir. Bağcılık ve şarapçılık bu anlamda başka yerde bu ölçüde özgün örneği olmayan turist çeken öğelerdir.

Kitle turizmine karşı çıkmak mümkün görülmemektedir. Ama asıl çevreye saygılı ve onu değerlendirip koruyan turizm türünün “bireysel turizm” olduğu unutulmamalı bu teşvik edilmelidir. Ada’ya uygun olan eko turizm de bireysel turizm esaslıdır.

Turizmde hedef, ölçeği küçük, niteliği yüksek tutmak olmalıdır. Bitki tanıma gibi olanakları da içeren alternatif turizm iyi bir seçenek olarak ele alınmalıdır.


ALT YAPI- SU KULLANIMI ve KİRLENME

Ada’nın foseptiğe  dayalı kanalizasyon sistemi yaz aylarındaki yoğun turizm faaliyeti nedeniyle yetersiz kaldığı için bir kanalizasyon sistemi kurulmuştur. Arıtma sisteminin devreye girmesiyle sorun çözülecektir.

Gene son on yılda kırsal alanlara götürülen telefon ve elektrik hizmeti görsel bir kirliliğe neden olmuştur. Doğal sit olarak düşünülen bir yörede bu denli yoğun direk ve tel karmaşası Ada peyzajını tahrip etmektedir. Ayrıca merkez dışındaki yollarda yapılan yol aydınlatmaları, kırsal alanların gece sukunetini bozmaktadır. Bilindiği gibi bitkilerin gece ve gündüz solunum ve fosentez faaliyetleri farklıdır. Kırsal bölgelerin bu şekilde yoğun aydınlatılması bitkilerin vejetasyon sistemini bozacaktır. Batı daki örneklere bakıldığında bitkilerin solunum sisteminin bozulmaması için parklarda yapılan aydınlatmaların ya özel olduğu ya da minimum tutulduğu görülür.

Plajlara uygar bazı hizmetlerin götürülmesi doğaldır. Ancak plajların yoğun kullanımı, sabunlu sular, deterjanlar deniz kirliliğine neden olmaktadır. Bu nedenle Ayazma plajları dışındaki plajların doğal olarak bırakılması, kirliliğe karşı  korunmanın ise çevre halkının gönüllü katkısına bırakılması düşünülmelidir. Nitekin Sulubahçe sahillerinde bu uygulama başarılı olmaktadır.

Yeraltı sularının sonsuz olmadığı hızla tükendiği bilinir. Konya Ovası’nda daha yirmi yıl önce beş altı metrede bulunan yer altı sularına ulaşmak için, dikkatsiz ve savruk ve yanlış kullanım sonucu  bugün üçyüz dörtyüz metre derinliğe inmek gerekmektedir. Konya ovası bu nedenle çölleşmektedir. Yunan Adaları’nın pekçoğu bu savrukça yer altı suyu kullanma nedeni ile su sıkıntısı çekmektedir. Diğer bir tehlike de Bozcaada gibi küçük bir Ada da yer altı sularının azalması sonucu, doğal dengenin bozulması ve tuzlu suyun yer altı suyuna doğru yürümesidir. Bu olguya Kemer- Antalya sahil çizgisindeki tatil köylerinde rastlanmış, sahilde yer altı sularını çeken işletmelerin bahçelerindeki çam ağaçları tuzluluk nedeniyle kurumaya başlamıştır. Ada’nın böyle bir durumda kalması istenmiyorsa yer altı su kullanımı kesin kontrol altına alınmalıdır. Poyraz Limanı’nda tuzluluğun artma tehlikesi büyüktür. Çim sulamak için yeraltı sularının kullanılması ayrı bir sorundur.

PEYSAJ

Ada peysajının temel iki unsuru vardır. Bunlar vadileri çevreleyen tepelerdeki çam ağaçları ve vadi tabanları ve düzlüklerdeki bağlardır. Bunun yanında geleneksel bağ kulübesi ya da damlar etrafına dikilmiş ve bu iklime uygun iğde, çam, dut, badem  ağaçları peysaja katkı sağlamaktadır.

Ada peyzajı dikey elemanlara dayanan dikey peyzaj değil yerdeki alçak bitki örtüsünün oluşturduğu yatay bir peysajdır.  Vadileri çevreleyen çam ormanlarının bile etkisi vadiler boyunca uzanarak yataydır. Ada peyzajının bu niteliğinin vurgulanarak korunması gerekir. Bu anlamda kırsal alandaki yapıların tek katla sınırlanması olumludur.

Zeytinlikler Ada’nın kuzey rüzgarlarından korunmuş derin vadilerinde yer almaktadır. Son yıllarda tarımsal destekleme kapsamında oluşturulmaya çalışılan ve yazık ki bir bölümü sökülmüş bağ alanlarına dikilen zeytinliklerin tarımsal olarak başarı şansı düşük görülmektedir. Bunun yanında bağ peysajının sürekliliği ve bütünlüğü bu nedenle bozulmaktadır.

Ada peyzajını bozan diğer bir husus Ada kültürüne yabancı olan kimselerin Ada’ya getirdikleri palmiye, leylandi, mazı çim gibi Ada peysaj kültüründe olmayan bitkilerdir. Bu olgu turizm alanlarında sıkça rastlanmaktadır. Turistler gittikleri yerlere, gidecekleri yörenin kültürünü incelemeden ve ona saygı göstermeden, kendi konfor standartlarını ve alışkanlarını taşıma eğilimindedirler. Ada da palmiye dikmek başka türlü açıklanamaz. Şöyle bir sual akla gelebilir. Peki dikilirse ne olur? Kuşkusuz birkaç palmiye ya da leylandi Ada’nın peyzaj bütünlüğünü bozmaz, ama bunlar artarsa Ada artık yavaş yavaş görsel imaj değerlerini yitirmeye, başka bir yer olmaya başlar. İzmir kordonunu palmiyeleriyle hatırlarız, çümkü o bitkiler orayla bütünleşmiştir. Ova’da bağların ortasına yeni yapılan bir evin bahçesine dikilen palmiyenin nasıl yabancı bir etki yaratacağı ve giderek görsel karmaşaya sebep olacağı bellidir.

Peysaja zarar veren diğer bir husus küçük parsellerde yer alan tatil konutlarının çevrelerindeki bağları sökmeleridir. Bu parsellerin etrafının anlaşılmaz bir korunma duygusuyla taş duvarla çevrilmesi kabul edilemez. Bu taş duvarlar şimdiden uçsuz bucaksız uzayıp giden, bütüncül nefis ada bağ peysajını bölük pörçük ederek parçalamaya başlamıştır. Taş duvarlar ancak eğimli arazilerdeki bağlarda toprağın akmasını önlemek için istinat duvarı olarak kullanılabilir.

Bozcaada her zaman bir huzur ve güven adası olmuştur. Burada konsantrasyon kamplarındaki gibi duvarlar ve dikenli tellerle çevrili parsellerin tehlikesine de işaret etmek gerekir. Bu tür davranışların çoğaldığını düşünmek ve herkesin parselinin etrafını dikenli tellerle çevirmeye başladığında nasıl bir Ada olacak hayal etmek bile ürkütücüdür.

Osmalı-Türk bahçe ve kırsal peysajında çim yoktur. Zira içinde bulunduğumuz iklim kuşağı yaz sıcakları ve su darlığı nedeni ile çim yerine büyük gölgeli ağaçlarla bir mikro klima yaratmaya yönelmiştir. Yaz aylarında Ada’da güneş değil gölge aranır. Çim ise kuzey ülkelerinin üzerinde dolaşılıp güneşlenilebileceği bir ortamın malıdır. Ayrıca büyük enerji sarfıyla Anadolu yakasından getirilen suyun ya da yeraltında sınırlı olduğu bilinen suyun çim sulamak için  kullanılması sakıncalıdır.

Ada kırlarında ve yamaçlarda kekikle örtülü zengin bitki alanları bulunmaktadır. Ada’ya özgü bu alanların özel korunmaya alınması düşünülmelidir.  Ada’nın yaban hayvan varlığı ise yok denecek kadar zayıftır. Ada’da bulunan birkaç tavşan ve tilki ise av meraklıları tarafından yok edilmek üzeredir. Bilindiği gibi meskun alanlarda avlanmak sakıncalı ve yasaktır. Ada’nın tümünde yerleşim olduğu için Ada’da avcılığın sözkonusu olmaması gerekir.

GÖRSEL İMAJ ÖGELERİ

Bozcaada’da koruma, yapılaşma ve turizmi yönünden önemle üzerinde durulması gereken “görsel imaj ögeleri” ilkeleri şöyle sıralanabilir.

-       Binalarla ilgili olarak, Ada ölçeği ile uyumluluk.

-       Mevcut yeşil dokunun ve kırsal peyzajın korunması,

-       Bozcaada ile ilgili olmayan lokal karakteri bozan yapay bir imaj yaratmaya yönelik girişimlerden, örneğin Ada peyzajıyla ilgisi olmayan çimlendirme yoluyla yeşil alan yaratma ya da bitkilendirme,  başka bir yöreye ait olan palmiyeler kullanma gibi davranışlardan kaçınma,

-       Işıklandırma ve aydınlatma konusunda  büyük kent ölçeğinde yüksek direkler yerine ada ölçeğine uygun elemanları kullanma,  Ada’nın görsel imajının temeli olduğu bilinen bağların oluşturduğu tarımsal-kır   peyzajını bozan, bir plan ve programdan bağımsız her yöne doğru uzanan elektrik ve telefon direkleri ve teller.

Ada imajının temel öğelerini şu şekilde özetlenebilir: Alaybey ve Cumhuriyet Mahalleleri’nde evler ve sokakların oluşturduğu birbirinden farklı özgün doku, açık mekan kurguları, cephe doluluk boşluk oranları, bahçe ev ilişkisi, bahçe ve duvar tipolojileri, duvar bitki örtüsü ilişkisi, (Cumhuriyet Mahallesi’ndeki sokaklarda olduğu gibi), sokak kaplamaları, duvar yükseklikleri, konut, kapı ve pencere tipolojileri, doluluk ve boşluklar, ritmler, çatı tipler, silmeler, bacalar, tarihi binalar, vista  noktaları,  Rüzgar santralarının denize açıldığı ve Ada’nın vazgeçilemez ve çok önemli bir ritüeli haline gelen Batı Feneri,  Kale Önü  ve mendirek), Bağlar arasındaki yürüyüş, treking amacıyla kullanılabilecek toprak patikalar.

Tags: , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


Parse error: syntax error, unexpected ';' in C:\Inetpub\vhosts\adaposta.com\httpdocs\wp-content\themes\magazine-basic\footer.php on line 6