Bozcaada'nın Gazetesi           Kasım 2007-Nisan 2008
Yıl: 5 Sayı: 37-39
Ayyıldız'ın Halleri

Kuaförde Ayyıldız
O. Gönenç

Çok fazla sokaklarda dolaşan birisi değilim. Buna karşılık son altı-sekiz haftalık zaman içinde yolda yerden kaldırdığım uçmuş, çamurlanmış, yırtılmış bayrakların sayısı üç. Ağaç dallarına, elektrik tellerine takılıp kalmışları saymıyorum. Doksan sekizde Cumhuriyet'in yetmiş beşinci yılında her yere Ayyıldız'lı çıkartmalar yapıştırma modası vardı. Saçma sapan reklamlar yapma tutkusu olan bir kırtasiyecinin böyle Ayyıldız'lı bir çıkartmasını belediyenin çöp konteynırına yapıştırdığını görünce fotoğrafını çekmiş, olayı yazıya dökmüş, yerel bir dergide yayınlayarak kendimce ortalığı ayağa kaldırmıştım. Konteynır belediye başkanının, jandarmanın, bütün yetkili ve sorumluların günde kaç kez geçtiği bir yoldaydı. Yine de kimse aldırmadı, çöp kutusundaki Ayyıldız güneşten solarak, yağmurdan ıslanarak eskidi, yok oldu. Yetkili ve görevliler sorumluluk ve görevlerini yerine getirmemişti.
Sabahları gazete almaya kısa bir yolu yürüyerek gidiyorum. Önünden geçtiğim evlerden birinin sahibi kaptan. Balkonlarında asılı bayrak yıldızında bitiyor. Muhtemelen teknenin arkasında çekili olduğunda rüzgârdan yıpranmış, ucu yırtılmış. Evin iyi niyetli hanımı da orasını kesip bir makine çekmiş, toplu coşkuya katılmak için balkona asmış. Sonraki iki evde durum daha vahim; Birisinde pencere demirine asılı küçük bayrağın önünde çamaşır ipi var. Bu ipe sık sık asılan uzun paçalı donlar benden başka kimseyi rahatsız etmiyor gibi. diğerinde yine öyle, önde çamaşır ipi, arkada bayrak. Geçende çamaşır ipinde asılı, uzaktan don sandığım şeyin dikkatli bakınca tuvalette klozetin önüne konan paspas olduğunu dehşetle fark ettim. Tabi ki kimsenin kötü niyeti yok. Asıl İzmir'de Kızlarağası Han'da şok olacaktım; Esnafın astığı kocaman Ayyıldız'lı bayrak ve üstünde görünen, burada yazmaktan utandığım iki harf: VC!
Bu gibi rastladığım yüzlerce örneği sıralayarak sütunlar doldurmak istemiyorum. Sadece diyorum ki, bıraksalar da bayrağımızla gurur duysak. Gurur duymak için her tepede mühendislik harikası (Kıbrıs'ta dikileni Toroslar'dan görünen) direklerimiz, bilmem kaç yüz metre kare bayraklarımız mı olması gerek? Böyle bir direğin yakınına gittiğimde direğin ve bayrağın kaça mal olduğunu, o parayla kaç fakir çocuğun okutulup yurduna, toprağına, insanlığa yararlı birey olarak yetişebileceğini düşünüyorum.
Kokoreççide Ayyıldız
Geçenlerde birkaç gün için bulunduğum (fanatik) Yunanistan'da milli gelir kişi başına yıllık yirmi bin avroyu geçmiş. Bizimki ancak üç bin avro dolaylarında. Orada ulusal bayramda bile ortalarda bizdeki kadar bayrak yok. Ama yere tüküren, kazıklayan da yok. İnsanlar terbiyeli, evleri temiz. Ülkelerini bizden az sevdiklerini kimse söyleyemez.

WC ve Ayyıldız!
Çok değil, beş on yıl önce halk bayrak çekildiğini görünce kışlanın, okulun, geminin yakınındaysa yapmakta olduğu işi bırakır, yürüyorsa durur, genci, yaşlısı, simitçisi, bankacısıyla bir süre saygı duruşu yapardı. Bu günkü durumu anlatmaya gerek var mı?
Bakın, Atatürk zamanlarını görmüş bir yaşlı dostum ne diyor: "...Trafik kazasında ölenin tabutuna bayrak sarılıp şehit deniyor, Askere giden çocuklar eskiden davul zurna, birkaç damla gözyaşıyla uğurlanırken şimdi arabalarına bayrak sarılıyor, caddelerde otogarlarda terör estiriliyor. Bu saygısızlıktır. Şarkıcılar sahneye bayrakla çıkıyor, kimse bir şey demiyor. Terörle savaşta şehit olan askerlerin cenazelerinde bayrak kastını aşan biçimde saygı gösterilmeden kullanılıyor. Oysa o çocuklar bir savaşın sonucu, görevleri sonucu ölmüş insanlar. Eğrisi doğrusu ayrı konu, cenazelerin aldığı şekil ayrı konu. Diğer taraftan Hırant Dink karşıtı eylemlerde yine Türk bayrağı kullanılıyor. Oysa o da yanlış. Hırant, devletin koruması altında bir vatandaştı. Bayrak bu günlerde zamanlı zamansız, yerli yersiz her yerde; Savaş mı var, seferberlik mi? Benim bildiğim sadece resmi binalar asar, şimdi oduncu da asıyor, zücaciyeci de..."
İçimden "Acaba" diyorum, "bu bayrak tutkusu bazıları tarafından başka, daha önemli sorunları örtmek için kullanılıyor, özellikle mi ses çıkarılmıyor?" İnanmak istemiyorum.
Başka bir konu daha: Cahilliğimi bağışlayın, ortalıkta bu kadar çok bayrak olduğunda doğal olarak kullanım sonucu eskiyen, rüzgârdan yırtılan, çok fazla solan, arabalara asılmışken sahibinin haberi olmadan kopup düşeni oluyor. Bunlar ne olacak, böyle bir bayrağı bulan ne yapmalı, sonra hatalı şekilli, yanlış yere asılanlar ne olacak? Her konuda, her fırsatta demeçler veren resmi, askeri, mülki yetkililerin bu konuda da acilen aydınlatıcı vermeleri gerekir diye düşünüyorum.
Meraklıların İnternet'ten Türk Bayrağı Kanunu ve Tüzüğü'nü indirip okumalarını öğütlüyorum, o kadar açık ki.
Yazıma, "Bayrağımız ne güzel, onunla her gördüğümüzde gurur duyuyoruz." diye başlamak, belki de bu yazıyı hiç yazmamak isterdim, oysa... Ne olur, Ayyıldız'ın bu halleri devam etmesin.



2